HİPNOZ & HİPNOTERAPİ

 

Hipnoz Nedir?
Hipnoz, çevresel ve de düşüncesel diğer uyaranlardan kısa bir süreliğine uzaklaşarak telkin alabilme düzeyine erişmektir. Hipnoz tıbbın her alanında tedavi, tedaviye destek, tedavi öncesi ve sonrasında hastanın hazırlanması ve tedavinin devamlılığının sağlanması aşamalarında her hangi bir yan etki olmaksızın kullanılan bilimsel bir yöntemdir.

 

Hipnozun dereceleri nelerdir?
Hafif Trans: Hipnozun başlangıcında görülür. Hafif bir gevşeme, hafif bir sersemlik halidir. Deneğin gözleri kapandığı halde göz kapaklarında titremeler olur. Deneğin zihinsel faaliyetlerinde zayıflama, kol ve bacaklarda ağırlaşma, fizyolojik faaliyetlerde yavaşlama görülür. Bütün bunlara rağmen deneğin bilinci yerindedir.

Orta Trans: Orta trans safhasında hipnoz hali açık-seçik biçimde görülür. Denek, hipnotizörün sesine tam olarak şartlanır. Duygular hipnozun bu safhasında kesinlik kazanır.

Tam ve derin transta, trans hali bozulmaksızın deneğin gözleri açtırılabilir. Deneğin gözleri açık olmasına rağmen, donuktur. Çevresindeki gürültülerin hiçbirini duymaz. Kendisine hipnotizörün verdiği şekli aynen, bozmadan korur. Deneğin gözlerinin bakışı sabittir. Tam uyuşukluk hali tüm vücuda yayılmıştır. Bu safhada denek üzerinde çeşitli testler rahatlıkla yapılabilir.

 

Değişik Hipnoz Çeşitleri

Kişisel hipnoz: Bir kişinin hipnoz edilmesidir.
Grup hipnozu: Birden çok kişinin aynı anda birlikte hipnotize edilmesidir.
Kollektif hipnoz: Kalabalık sayılabilecek insan grubunun topluca hipnoz edilmesidir. Grup hipnozundan farkı, hipnotize olan insanların sayıca farklı oluşudur.
Sosyal hipnoz: Genel olarak toplum baskısı ve kontrolü sonucu ortaya çıkar. Bireylerin toplu olarak uyumlu davranış göstermeleri sosyal hipnozun en belirgin yanıdır. Sosyal hipnozda hipnotizör rolünü toplum liderleri üstlenirler.
Otohipnoz: Kişinin bir başkasına ihtiyaç duymaksızın kendi kendini hipnotize etmesidir.
Yol hipnozu: Özellikle uzun ve düz yolda otomobil kullanan sürücülerin yol hipnozuna girdikleri bilinir. Aşırı yorgunluk, uykusuzluk, sessizlik, trafiğin serbest ve rahat oluşu yol hipnozunun meydana gelmesini kolaylaştırır.

 

Kimler hipnotize olabilir?

Yalnızca gerçek anlamda hipnoz olmak isteyenlerin yaklaşık olarak bu %80’i belirli bir ölçüde hipnotize olabilirler.
Bu bireyin telkin alma derecesine bağlıdır.
İnsanların yaklaşık % 25’i derin hipnoza girebilir.
Zeki ve hayalgücü zengin olanlar çok iyi hipnotize olurlar.
Aydınlar, disipline alışkın kişiler, askerler, hemşireler, sporcular, ilkokul ve lise çağındaki öğrenciler kolaylıkla hipnotize edilebilirler.

 

Kimler hipnoz olamaz?

5 yaşından küçük olan çocuklarla, 70 yaşın üzerindeki büyüklerin hipnoz olması zordur. Zihinsel herhangi bir rahatsızlığı olan kişiler, zeka seviyesi (IQ’su) düşük kişiler, bunaklar, konsantrasyon zorluğu yaşayan kimseler, hipnoz olmak istemeyen, korkan, oto kontrolü elden bırakmak istemeyen kişiler de hipnoz olamazlar.

 

Hipnozla ilgili yanlış bilinenler:

-Hipnoz sırasında normal zamanda size yanlış gelen,söylemek istemediğiniz size zarar verebileceğini düşündüğünüz veya yapmadığınız istemediğiniz hiç bir şeyi yapmazsınız.
-Hipnoz bir uyku olmadığı için uyuyupta uyanmamak gibi bir şey yoktur.

 

Hipnozla Sigara Bırakma
Sigara bağımlılığı, bilinçaltına yerleşmiş ve bu nedenle otomatikleşmiş güçlü bir bağımlılıktır.Sıkça tekrarlanan her düşünce veya davranış bilinçaltına geçerek kaydedilir ve alışkanlık halini alır.Hipnoz gerçekten de sigarayı bırakmak için en etkili yöntemdir.
Çünkü hipnozla bilinçaltına ulaşılarak sigara içmeye neden olan alışkanlığın kökleri bilinçaltından silinir.Sigara bilinçaltı tarafından bir arkadaş, bir dost, sosyalleşme aracı, keyif verici bir madde olarak programlandığı için bu programlar değişmeden sigaradan kurtulmak zordur.Yaklaşık 3-5 seans hipnoza giren tiryakilerin çoğu, sıkılmadan, bunalmadan, sinirlenmeden sigarayı bırakmaktadırlar.

 

Hipnozla Sigarayı Bırakma Neden Etkili?
Sigara içmeye neden olan alışkanlığın kökleri bilinçaltındadir. Bilinçaltını İKNA ETMEDEN kullanılan tüm sigarayı bırakma yöntemleri başarısızdır. Hipnoz en güçlü bilinçaltına ulaşma yöntemidir. Sigara bilinçaltı tarafından bir arkadaş, bir koruyucu, çevre ile ilişki kurma aracı, keyif verici bir nesne olarak programlandığı için bu programlar değişmeden sigaradan kurtulmak zordur.

Ayrıca otomatik davranışların yönetimi bilinçaltındadır

Sigara İçmek Hipnozdur!

Otomatik pilot gibi idare eder bizi bilinçaltımız. Bir törendir sigara içmek. Hiç farkında olmadan tetikleyen her etkende sigarayı yakarsınız. Yemeklerden sonra, bilgisayarda çalışırken, çay kahve içerken, molalarda, araba sürerken, sıkılınca vs.. Hipnoz bu alışkanlıkları kırmanın en etkili yoludur.

 

Hipnoz sigaraya duygusal bağlantıyı ortadan kaldırır

Duygusal sorunlar temizlendikten sonra kişi kendini zaten son derece huzurlu ve rahat hissedecektir. Kendiliğinden sigaraya olan bağımlılık azalmaya başlayacak ama alışkanlık yapan özelliği kalacaktır. Bu alışkanlık kısmı da direk telkin seansları, self hipnozun kullanılması, EFT tekniklerinin kullanılması ile çözüme kavuşur. Eğer fazla duygusal bağlantı yok ama sigaraya karşı olumlu bir bakış varsa o zaman kısa süreli EFT teknikleri ile sigaraya karşı olan bu olumlu bakışlar değiştirilir. 10-15 dakikalık bu çalışmadan sonra yine direk telkin seansları ile sigarayı bırakmak mümkün olur. EFT ve hipnoz bir arada çok kısa süre içinde mucizeler yaratmaktadır.

Tek yapmanız gereken bırakmak istemek.. Gerisi kolay.. Bu yöntemlerle tek kaybedeceğiniz şey sigara.

Hipnozla sigarayı bırakmak isteyenlerin, üç seanslık paket programla başlamaları, ihtiyaç duyulması halinde tek seanslarla devam etmeleri probleme kalıcı çözüm sağlama açısından uygundur.

 

Hipnozla Kalıcı Zayıflama…
Hipnoz,beslenme alışkanlıklarınızla ilgili hedeflere ulaşmak ve bu hedefleri korumak için çok etkili bir yöntemdir.Rejim,diyet sözcükleri bilinçaltı için çok sevimsizdir. Yemekten zevk aldığınız yiyecekleri bırakmak zorunda olduğunuz anlamına gelir.Bu yüzden rejim yapmayı sevmeyiz,bir işkence olarak görürüz.Bilinçaltımızın temel özelliği ‘’Zevke koş,elemden kaç!’’ düşüncesidir.Diyetin anlamı bilinçdışında işkence olduğundan, bundan kaçar ve bütün rejimler daha fazla kilo almakla sonuçlanır.

Diyetin bilinçaltındaki diğer anlamı ‘’kıtlık var’’ düşüncesidir. İnsanlık tarihi açlıklar ve kıtlıklarla doludur, birçok kavim açlıktan, kıtlıktan yok olmuştur. Siz diyet yapmaya başladığınızda bilinçaltınız bunu kıtlık var olarak algılar ve sizi hayatta tutmak için bir savunma mekanizması olarak metabolizmanızı düşürür. Diyetteki veya oruç tutarken duyulan halsizliğin, uyuklama halinin nedeni budur. Metabolizmanız azalınca yenilen besinlerin yakılması yavaşlar.Ayrıca diyetin başlarında verilen aldatıcı kilonun çoğu vücut suyudur,ama bu su atımı hayatla bağdaşmayan noktaya gelp durunca,sizin kilo vermeniz de durur.Moraliniz de bozulur ve siz tekrar yemeye başlarsınız.Buradaki esas tehlike, yavaşlamış olan metabolizmanızdır.Böylece yenilenler yağ olarak tekrar birikir ve siz rejimden daha fazla kilo almış olarak çıkarsınız.Ne kadar güçlü diyet,o kadar daha fazla geriye kilo almadır.

 

Hipnoz nasıl kalıcı ve sağlıklı zayıflamanızı sağlar?

Fazla kilolu olmak pek çok nedenden kaynaklanabilir.Bazı insanlar çocukluktan beri sağlıksız beslenme alışkanlığı edinmişlerdir,bazıları da duygusal problemler yüzünden aşırı yiyor olabilir,çok azının da hormonal problemleri(hipotiroidi-guatr hormonu azlığı ,Cushing hastalığı gibi) olabilir,Hipnoerapi ile zayıflama programına başlamadan önce tıbbi bir muayeneden geçeceksiniz,size bazı tahliller yapılacak,hormonal nedenler varsa tedavileri ile birlikte hipnoterapi seanslarına başlanacak.Kontrolsüz yemenin asıl nedenleri bilinçaltında gizlidir. Kontrolsüz yemenin altında aslında duygusal ve ruhsal ihtiyaçlarımız yatar. Stres,gerginlik, endişe, suçluluk, kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı yemeye neden olur.Yemekle bu olumsuz duyguları bastırmaya çalışırız. Öte yandan yemek yeme keyifli bir şeydir ve bununla ilgili çocukluğumuzdan beri bilinçaltımızda olumlu anılar mevcuttur. Bu durumda bilinçaltı bu anları daha sık yaşatmak için size yedirtir. Anne babayı memnun etmek, kızdırmamak için yedirtir. Ya da içindeki değersizlik duygusuna bir yanıt olarak yedirtir. Madem kendini değersiz hissediyorsun, kendini beğenmiyorsun, ben de sana yardım edeyim der bilinçaltı ve çılgınca yedirerek sizi şişmanlatır.

Hipnoz bilinçaltına açılan kapıdır. Hipnoz ile bilinçaltına ulaşır, zayıflama sorununuza kalıcı çözüm üretilir. Hipnoterapi, olumsuz duyguları temizleyerek kalıcı ve sağlıklı zayıflamanızı sağlar.Bilinçaltına verilen telkinlerle sağlıklı yeme alışkanlığı kazanılır,egzersize olan motivasyon arttırılır.

 

Kaygı/Korku Nedir?

KORKU  dediğimizde  aslında temel bir duygudan bahsediyoruz. Herkes tarafından yaşanabilen…Temel ve doğal bir duygu.

Bu duygu, tehlikeye karşı gösterdiğimiz doğal olarak hissettiğimiz bir tepkidir aslında. Bu durum gerçek ya da gerçek olmayan tehlikelerden oluşabilir. Önemli olan bu tehlikenin gerçek  mi yoksa hayalimi olduğunun belirlenmesidir.
KAYGI korku ile ilintili olmakla beraber ondan farklıdır.  Korku hemen şimdi ortaya çıkacak bir tehlikeye karşı iken kaygı daha çok gelecek yönelimlidir, yani gelecekte olacak tehlikeye karşı bir savunma ya da kaçıştır. KAYGI daha yaygın, daha yavaşortaya çıkan ve daha uzun süren bir duygudur. Başka bir deyişle, kaygı, açık olmayan korku veya bir temel ihtiyacın karşılanmaması durumunda meydana gelen huzursuz edici ve gerginlik yaratan duygudur. Kaygımız yükseldiği anda bedenimiz bazı sinyaller gönderilir, kalp atışları hızlanır, terleme, üşüme, yorgunluk solunum güçlüğü, titreme, mide ağrısı ve baş ağrısı gibi fizyolojik değişimler yaşanır. Bunun yanında normal düzeyde bir kaygı, kişiye istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltmek açısından yardımcı olur.

Korku korkuyu besler, Korkunun nedeni geçmiştedir

 

Öfke Kontrolü ve Hipnoz…

Tüm insanların az çok hissettiği, uygun ifade edildiği takdirde sağlıklı ve doğal bir duygu olan öfke, kontrolden çıkarsa hem kişiye hem de çevresine büyük zarar veren bir hale gelebilir.Kişinin ikili ilişkilerinde, evlilikte, iş hayatında, arkadaşlıkta dışlanmaya neden olan bir hale ulaşabilir. Buna rağmen yaşamımız boyunca birçok kez yoğun öfke duygularını yaşarız. Kendi kendimize bu duygu ile ilgili mantıklı açıklamalar getirmeye çalışırız.

Öfkenin nedenleri arasında, hayal kırıklığı ,engellenme, haksızlığa uğrama, fiziksel incinme, tacize, saldırıya uğrama, tehditler gibi faktörler öne çıkmaktadır. Çocuklarda da öfke davranışları şıkça görülmektedir. Çocuklar, dünyayı onların bütün isteklerinin anında yerine getirilmesi gereken bir yer olarak görebilirler. İstekleri yerine getirilmediğinde bağırabilir, ağlayabilir, kendilerini yerlere atabilirler. Bazen  karşısındakine zarar verecek davranışlar içine girebilirler.

 

TIRNAK YEME

Tırnak yeme alışkanlığı çoğunlukla 3-4 yaşlarında başlar. Ergenlik çağında tırnak yiyen çocukların sayısı yükselir. Yani ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir. Ruhsal gerilim,sıkıntı yada saldırganlık  duygularının açığa vurulmadığı durumlarda,çocuğun bu saldırganlık dürtüsünü kendine yönlendirmesi olarak kabul edilir. Huzursuz çocuklarda sıklıkla görülür.
Çocuk bu davranışı aile üyelerinin birinde görmüş ve model öğrenme ile benimsemiş olabilir (özdeşim kurma).  Tırnak yemenin bir model alma olduğunu ve büyüklerinden model alarak  öğrendiği biliyoruz. Ergenlik çağında sosyal onay gören gençlerin çoğu bu alışkanlığı terk etmektedir.

 

SOSYAL FOBİ TEDAVİSİ

Kişi başkaları tarafından kabul görmeyeceğinden , davranışlarının onaylanmayacağından ,alay edileceğinden ,beğenilmemekten , eleştirilmekten , rezil olmaktan ve diğer kişiyi üzebilecek davranış ve duygular ile karşılaşabileceğinden korkar.
Fobi öğrenilmiş dışsal bir korkudur .Sosyal fobi tek basına bir korku olarak ele alınamaz  panik atak benzeri anksiyete atakları (kalp atımız hızlanması ,bulantı ,baş dönmesi,terleme,ürperme,mide kasılma ve bulantıları vs) eşlik eder.Kimi zamanda sadece rahatsızlık kendini geri çekme davranışı şeklinde kendini gösterir.Kişinin sosyal yaşam içindeki ilişkilerini ,başarısını , evliliğini, iş yaşamını etkiler ve sekteye uğratır.Çekingenlik,sıkılganlık içine kapalılık olarak  adlandırılan durumun ilerlemesi ,rahatsız edici ve kişinin hayatını etkileyen bir hale gelmesi sonucu artık bir sosyal fobi oluştuğunu söyleyebiliriz.

 

Öfke Kontrolü
Tüm insanların az çok hissettiği, uygun ifade edildiği takdirde sağlıklı ve doğal bir duygu olan öfke, kontrolden çıkarsa hem kişiye hem de çevresine büyük zarar veren bir hale gelebilir.Kişinin ikili ilişkilerinde, evlilikte, iş hayatında, arkadaşlıkta dışlanmaya neden olan bir hale ulaşabilir. Buna rağmen yaşamımız boyunca birçok kez yoğun öfke duygularını yaşarız. Kendi kendimize bu duygu ile ilgili mantıklı açıklamalar getirmeye çalışırız.

Öfkenin nedenleri arasında, hayal kırıklığı ,engellenme, haksızlığa uğrama, fiziksel incinme, tacize, saldırıya uğrama, tehditler gibi faktörler öne çıkmaktadır. Çocuklarda da öfke davranışları şıkça görülmektedir. Çocuklar, dünyayı onların bütün isteklerinin anında yerine getirilmesi gereken bir yer olarak görebilirler. İstekleri yerine getirilmediğinde bağırabilir, ağlayabilir, kendilerini yerlere atabilirler. Bazen  karşısındakine zarar verecek davranışlar içine girebilirler.

 

Çocuklar için Hipnoterapi…

Hipnoz ile çocukların yaşadığı bazı psikolojik sorunları tedavi etmek mümkündür. Çocuklarda özellikle aşağıda sıralanan durumlarda başarılı sonuçlar alınmaktadır.

1- Alt ıslatma (enürezis nokturna),
2- Fobiler,korkular ( karanlık korkusu, köpek korkusu,
yükseklik korkusu, okul korkusu )
3- Dikkat eksikliği
4- Konuşma bozukluğu ( kekemelik )
5- Davranış bozuklukları(saldırganlık,hiperaktivite vs..)
6- Eğitim ve öğrenme sorunları
7- Uyum sorunları ( arkadaşlarına, okul ve sınıfına vs..)
8- Parmak emme, tırnak yeme, tik gibi davranış sorunları
9- Çocuk alerjileri(astım vs..) hipnoterapi ile tedavi edilebilir.

Çocuklarda hipnoz kolaydır çünkü hayal güçleri çok iyidir, hikayelerden çok hoşlanırlar ve yetişkinlere göre daha çabuk tepki verirler.Belli bir sınır olmamakla birlikte 5 yaşından küçüklerde hipnoz uygulamak zordur. Hipnoz olması için çocuğun söyleneni anlaması ve biraz konsantre olabilmesi gerekir. Hipnoz çocuk için bir oyun gibidir. Çocukların hipnozla ilgili korkuları yoktur. Çocuklar otorite figürünü severler. Çocuklar emir almaktan, yönlendirilmekten hoşlanırlar. Bu nedenle çocukta hipnoz büyük hipnozuna göre daha kolay gerçekleşir. Ancak hipnoz yapacak kişiye güvenmesi gerekir. Hipnozun çocukta usta ellerde uygulandıktan sonra bir tehlikesi yoktur. Çocuk sorunlarını, hipnoz uygulayacak kişiye anne baba olmadan aktarır. Anne baba çocukla beraber hipnoz yapacak kişinin bir zararı olmadığı inancını yerleştirene kadar içerde kalabilir. Hipnoz öncesi anne baba çocukla konuşmalı ama asla hipnoz kelimesini kullanmamalıdır. „Seninle konuşacak, sorunlarını tartışacaksınız vs.“ gibi şeyler konuşması yeterlidir.

O halde, çocuk isteyen anne babalar! Öncelikle çocuğunuzu planlayın. Ve bebeğiniz anne rahmine düştüğü andan itibaren onun istenen bir varlık olduğunu hissettirin. Çocuk zihninde onun değerli bir varlık olduğunu belirleyen, ona karşı olan davranışlarınız olacaktır, söylemleriniz değil. Çocuğunuza gözlerinizi çevirdiğiniz zaman, onun bu dünyadaki varlığıyla takdir edildiğini, beğenildiğini hissetmesini sağlayın. “ SEN BİZİM İÇİN ÖNEMLİSİN VE DEĞERLİSİN”. Bir anne-babanın çocuğuna verebileceği en değerli hediye budur.